Make your own free website on Tripod.com

Home

Bio | Tirmanislar | Arkadaslarim | KDK Kuzey | BDK Kuzey Sirti | Demavend Kis | Alpine Tips | Fotograflar | Tel Aviv | Isvec
Nurettin Özcan
Isvec

Uppsala, Isvec. Subat 2003.

10 Subat 2003
Hotel Winn
Uppsala, Isvec
 
Yerel saatle sabaha karsi 03:45´`te geldik. Sabah uyandigimda herkes uyuyordu ve hazirlanip cikmaya karar verdim. Asansorde teknikten Erdal´la karsilastim, cikip turladik biraz.
Kucuk ama hicbirseyden mahrum olmayan biryer burasi (evet belki biraz gunes ve sicaklik eksik olabilir). Kadinlar daha fazla ve hersey bize gore cok pahali. Insanlar rahat ve stresten uzak gorunuyorlar.
Burada gezip gorecek cok fazla sey yok sanirim. Sansli oldugumuzu ve havanin iyi oldugunu soyluyorlar. -3 derece civari su an. Hava erken karariyor.

12 Subat 2003
 
Hayranligimi gizleyemeyecegim sanirim. Boyle soguk kuzey ulkelerine olan kisisel ilgimden midir bilemiyorum ama buradan cok hoslandim. Standart Avrupa klasiklerine gore son derece mutevazi ve  sakin gorunen ama insanlarini fazlasiyla tatmin eden bir yer burasi. Diger arkadaslarimin hepsi buranin sogugundan ve uzun suren kisindan sikayet ediyorlar. Ama bu ozellikler benim icin arayipda bulamadigim seyler gibi gorunuyor.
 
Burasi bir universite sehri. Tarih ve kultur kendi kazaninda ve tadinda harmanlanmis. Size kendiniz ortacagda yasiyormussunuz gibi hissettirmiyor. Eskisehir´e benziyor.
 
Bugun de epey dolastik. Bu kucucuk kentte bile birsuru muze vs. var. Avrupalilarin sadece tarih ve kulturu degil, dunyada varolan herseyi bir miras olarak kabul edip ona sahip cikma zihniyetlerini seviyorum.
 
Geldigimiz ilk aksam internetten karistirip (sonunda) burada bir tirmanis duvari buldum. Resepsiyonistlere cevirisini yaptirip adresi ogrendim ve onlarin "bu saatte kapalidir" uyarilarina aldirmadan heyecanla yollara dustum. Saat sekizden sonra yarim saatlik yuruyus sonunda buldum mekani. Bir spor kompleksinin icinde fena olmayan bir duvar. Buradaki hersey gibi bu duvarin kullanim ucretleride benim icin biraz pahali kaciyor. Ustelik ayakkabilarim falan da yok. Onlari da kiralarsam cok pahali olacakti ve ben gelecek sefere diyerek ayrildim. Ama bir dahaki sefere kacirmayacagim. Iki haftada bes -on kez gitsem ne iyi olur.
 
Gezerken bir suru sey gorduk. Acik hava buz pateni pistleri, agaclik buyuk parklarda kuzey disiplini kayak yapanlar..Cok guzel evler, mahalleler, sokaklar.. Bir de herkes ama herkes bisiklete biniyor burada. Turkiye de bize hep "sogukta bisiklete binilmez zaturre olursunuz" derlerdi. Burada kimsenin zaturre oldugu falan yok. Hos kendimi Istanbul´da, E-5´te egzost dumanlarinin icinde sefil bir sekilde pedal basmaya calisirken hic dusunemiyorum dogrusu.
 
Velhasil burasi tam benim kalemim ustat. Sogugu, uzun kisi, kis sporlari imkanlari, soguk gorunen ama konusunca gayet sicak, egitimli, rahat insanlariyla cok guzel bir yer. Evler ister kocaman bahceli, isterse giris kati apartaman dairesi olsun insanlar asla kendilerini oraya hapsetmiyorlar. Butun evlerin pencerelerinde sirin ve acik perdeler var. Hepsinin onunde sicak abajurlar ve gece lambalari yaniyor. Zevkli ve optimal dosenmis bu evler acik perdeleri ve sicacik ortamlariyla bu soguk ulkenin soguk sanilan insanlarinin aslinda ne kadar sosyal ve birlikte yasadiklarini kanitliyor. Bizim ulkemizdeki gibi kasmiyorlar tabi. Cunku hic kimse pencereden iceri o gozlerle bakmiyor.
 
Haftaici herkes evinde oturuyor. Cuma, cumartesi olunca da herkes disarda iciyor, egleniyor. Bizde Gokayín odasinda birer duble raki parlattiktan sonra disari ciktik ve biseyler yedik. Sonra bize gore ogrenci hesabi biryer bulmayi basardik ama burasi tam ogrenci yeriydi. Uppsala´da universite ogrencisi degilseniz giremiyorsunuz. Ama biz iceri bakmayi basardik tabii. Iceride adim atacak yer yoktu ve herkes bizim yaslarimizdaydi. Eminim icki de en kotu ihtimalle disarinin yari fiyatinaydi. "Zaten sabah ucus var" deyip otele donduk.
 
Burada bir iki tane kafa dengi arkadas bulabilsem cok iyi olur. Yasayisi ve buralarin sosyal kulturunu tanimam kolaylasir.

16 Subat 2003
 
14 Subat´ta Stockholm´e gittik. Sansliydik cunku hava keskin ayaza ragmen acik ve gunesliydi. Gokay´la birlikte sehrin onemli yerlerini detayli olmasa da gorduk. Bir Turk lokantasinda yemek yiyip ufak tefek hediyelik seyler satin aldik.
 
Sahilde ayak ustu birseyler atistirdiktan sonra yururken bankta oturan bir cift gordum. Cocugun sag bacagi protezdi. Ikisi de bankin birer ucunda oturuyor ve somurtuyorlardi. orada oylece uzun sure oturduklari hemen anlasiliyordu. Ortadaki kucuk kirmizi paket (ki erkek tarafindan verildigini saniyorum) bile buzlari eritmeye yetmemisti anlasilan. Yuruyup gectik ama onlara bakmaktan kendimi alamiyordum nedense. Icim burkuldu, donup onlara dogru yurudum. Baslarina dikildigimde beni farketmemis, dalgin dalgin dusunmeye devam ediyorlardi. Selam  verdigimde anlamaz gozlerle bana baktilar. Sevgilimin cok uzakta oldugunu ve onu cok ozledigimi soyleyip cantamdan bir cikolata cikardim. Bu cikolatayi bizim icin ve kendileri icin paylasirlarsa cok mutlu olacagimi soyleyip daha fazla da olaya limon olmamak icin uzaklastim. Cocuk tesekkur ederken surat ifadesi " Cok iyisin ama bu jest bile bizi kurtaramaz" der gibiydi. Iyi olmasini umit ederek uzaklastim. Insallah kucuk de olsa birseylere vesile olmustur.
 
Bu aksam da  Gokay´la yemege ciktik. Daha once yedigimiz bir pizzacida Mustafa´yi gorunce daldik. Yemegini bitirmisti ve onu da alip ciktik. Uppsala´nin en merkezi meydanindaki "Saffet´s" isimli yere girip doner musveddesi bisey yedik.

19 Subat 2003
 
Gecen son birkac gunde bir iki second hand mekan bulup hala inanamadigim alis verisler yaptim. Asolo AFS 102 plastik, Scarpa trekking bot ve daha baska seyler aldim. Bu iki botun bana maliyetinin 8 USD olusu gercekten inanilmaz. Ustelik ikisi de yeni gibi. Tanesi 2 kr. na bissuru kitap ve el yapimi hediyelikler aldim.
 
Akilli alis verise bayiliyorum!

uppsala207.jpg
Uppsala Katedrali